Türkiye’nin gündemindeki yerini koruyan Adalar’daki atların akıbetine ilişkin tartışmalar devam ediyor.

Türkiye’nin gündemindeki yerini koruyan Adalar‘daki atların akıbetine ilişkin tartışmalar devam ediyor.

Başta hayvanseverler olmak üzere, adada yaşayan çevre sakinleri ve bazı siyasi parti temsilcileri, Adalar’daki atların geleceklerine ilişkin endişeler taşıdıklarını dile getirerek, bu sürecin iyi yönetilemediğini savunuyor. Sahiplendirilen atlarla ilgili tartışma devam ederken ilçe sakinlerinden bazıları ise nal seslerinin Adalar sokaklarında duyulmamasının üzüntüsünü de dile getiriyor.

AK Parti Adalar İlçe Başkanı Sina Şen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Adalar’daki atların sahiplendirilmesi ve sonrasındaki sorumluluğun İBB’de olduğunu ifade etti. Atların hibe edilmesiyle ilgili komisyon tutanağını paylaşan Şen, komisyon tutanağındaki imzaların tamamının İBB bürokratlarına ait olduğunu söyledi.

İl veya ilçe tarım ve orman müdürlüklerinden hiçbir yetkilinin bu tutanakta imzasının olmadığını dile getiren Şen, atların sevk edildiği yerlerdeki tarım il müdürlüklerine de girişlerinin yapılmadığını belirtti.

Şen, Adalar’daki faytonların kaldırılmasıyla ilgili süreci anlatarak, “2019 yerel seçimleri sonrası adadaki faytonların kaldırılmasına karar verildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Toplu Ulaşım Dairesi Başkanlığının yürüttüğü çalışma ile 277 faytonun gerek araçlarının gerekse atlarının satın alınması ile ilgili süreç başlatıldı. Burada 277 fayton sahibinin 273 tanesi araçlarını teslim etti. Bu araçlara ait atların da 1167 tanesi bedelleri ödenerek belediyeye teslim edildi.” dedi.

İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğünce atlara takılan çiplerin özelliklerini aktaran Şen, şöyle devam etti:

“Bu teslimatlar sırasında İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğümüzün yetkilileri de vardı. Bunlar atların sağlıklarına baktı. Boyunlarındaki çiplerde de atların menşei, sağlıkları gibi bilgiler bulunuyor. Bu çipler, bir araç takip sistemi gibi atların nerede olduğuna yönelik takibine değil de atların sağlığıyla ilgili bilgilerin bulunduğu bir mekanizma aslında. 1167 atın kontrolü yapıldıktan sonra Büyükada’daki İSPARK’a ait ahırlarda misafir edilmeye başlandı. Sonra İBB tarafından belirlenen kurum, kişilere sahiplendirilerek sevkiyatlarının yapılmasına başlandı. Burada Orman ve Tarım İl Müdürlüğümüzün görevi sadece atların çiplendirilmesi, barkotlarının oluşturulması ve sağlık kontrollerinin yapılmasından ibaretti.”

Şen, İBB’ye ait ahırlarda 224 atın çeşitli nedenlerle öldüğünü, bunların tamamen İBB’nin kontrolünde olduğunu kaydetti.

Kalan 861 atın da sahiplendirilmesi için belirlenen noktalara Adalar’dan çıktığını, atları sahiplenecek kişilerin belirlenmesinin de tamamen İBB tarafından yapıldığına dikkati çeken Şen, “Burada önemli nokta nasıl Adalar’dan bu atların sevkiyatları yapılırken ilçe tarım ve orman müdürlüğünün kontrolünde çıkışları yapıldıysa, gönderilen yere müracaat edilerek girişlerinin yapılmasının sağlanması gerekmekteydi. Ancak bunlar yapılmış değil. Herhangi bir ilçe tarım ve orman müdürlüğüne müracaat olmaması nedeniyle Kastamonu, Ardahan, Yozgat, Adıyaman gibi illerde de bunları tespit eden Bakanlık ceza işlemeleri uygulamaya başladı. Atlar bir yerlere götürülüp, birilerine sahiplendiriliyor ama bu sadece İBB’nin yetkilileri sahiplendirme olarak kendilerinin yaptığı işler. Götürdükleri yerdeki il ya da ilçe tarım ve orman müdürlüklerine bir müracaatları yok.” diye konuştu.

Şen, atların akıbetinin kamuoyu gündemine Hatay Dörtyol Belediyesine hibe edilen 50 at ile geldiğini dile getirdi.

Hibeyle ilgili düzenlenen komisyon tutanağında hiçbir Tarım ve Orman Bakanlığı yetkilisinin imzasının olmadığını ifade eden Şen, sahiplendirme tutanaklarına ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Baktığınız zaman sahiplendirme tutanaklarındaki imzaların hepsi İBB yetkililerine ait. Atların sadece çip ve barkot numaraları Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından İBB yetkililerine verilmiş. Onlar da bu atları sahiplendirmek adına ücretsiz olarak Hatay’a götürüyorlar. Ama siz oraya kadar götürüyorsunuz, Hatay Dörtyol’un Tarım ve Orman ilçe Müdürlüğüne hiçbir müracaatınız yok. Adalar’dan atların çıkışları var da nereye gittiklerindeki girişler yok ortada. Bilinmezlik var ortada. ‘Ben verdim.’ demekle iş bitmiyor. Adalar İlçe Müdürlüğüne bu atların çıkışlarının kaydettirildiği gibi gittikleri yerde de götürenlerin ilçe tarım müdürlüklerine kaydettirmeleri gerekir.”

“Protokollere baktığınızda altında Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerinin imzası yok”

Demokratik Sol Parti (DSP) Adalar İlçe Başkanı Nail Murat Pekin de atların sahiplendirilmesi ile ilgili protokollerde Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerinin imzasının olmadığını söyledi.

Pekin, İBB’nin Bakanlığı es geçmesinin hata olduğunu kaydederek, “İBB tarafından deniyor ki ‘Biz Tarım Bakanlığı ile ortak yaptık.’ Ortada böyle bir durum yok. Sahiplendirme protokolleri var. Bu protokollere baktığınızda altında Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerinin imzası yok. İBB’nin daire başkanları ve İBB’nin veteriner müdürü imzasıyla düzenlenmiş tutanaklar. Burada Tarım ve Orman Bakanlığının bir fonksiyonu yok. Bakanlık üzerinden yapılmış bir işlem yok. Bakanlık yapması gerekeni zamanında yapmış ve hayvanları çiplendirmiş.” değerlendirmesini yaptı.

“Hayvanseverler nerede?”

AA muhabirine konuşan 30 yıllık faytoncu Şahin Tumtel, 277 fayton sahibi arasında atlarını ve faytonunu teslim etmeyen 3 kişiden biri olduğunu söyledi.

Tumtel, atlarını satmadığını ve faytonunu teslim etmediğini belirterek, “(Teslim) Etmek de istemiyorum. Direniyorum. Hukuki yollara başvurdum. Süreç devam ediyor. 154 plakalı, arkamdaki fayton yıllardır ekmek kazandığım faytondur. Büyükşehir, ani bir kararla faytonlara 300 bin lira bedel biçmesi… Hiçbir şekilde bizi dikkate almadı, bizle görüşmedi, fikrimizi almadı.” dedi.

Tumtel, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun süreç hakkında verdiği sözleri yerine getirmediğini savunarak, şöyle devam etti:

“Başkan, ‘Atları kurtaracağım.’ dedi. İşimizi elimizden aldı. Atları toplayıp hepsini bir araya koydu. ‘Faytoncular atları öldürüyor diyorlardı.’ Herkes bize böyle söylüyordu. Sayın İmamoğlu bize Saat Meydanı’nda ‘Faytonları kaldırmayacağım. Atlar için daha düzenli barınaklar yapacağım. Veteriner getireceğim. Yem desteği vereceğim.’ diye söz verdi. Buna bütün Ada şahittir. Göreve gelir gelmez yaptığı ilk iş faytonları kaldırmak, hayvanları bir araya toplamak oldu. Başka da bir icraatı olmadı.”

Faytonculuk mesleğinin bitmesiyle işsiz kaldığını dile getiren Tumtel, şimdilerde birikimleriyle geçinmeye çalıştığını söyledi.

Yıllarca atlarla hayat sürdüğünü ifade eden Tumtel, “Aynı çocuklarım gibiydiler. Ben de atlarımı İBB’ye satsaydım belki onlar da şu an kaybolmuştu. Vermek istemiyorum ve ben adada atlarımla yaşamak istiyorum.” diye konuştu.

Sahiplendirme sonrası atların akıbetlerinin bilinmemesinin herkesi üzdüğünü, hayvan hakları savunucularının ise kaybolan atlara duyarsız davrandığını iddia eden Tumtel, “İBB’nin önünde hayvan hakları için çadır kuran, bekleyen hayvanseverlere ne oldu? Başkanla görüşen insanlar nerede? Faytonların kalkması için, ‘Atlar ölüyor’ diyerek burada gelip eylem yapanlara ne oldu? Neredeler? Demek hepsi bir oyunmuş. Herkes kendine göre bir senaryo çizmiş, oynamış. Olan da atlara bize ve adaya oldu.” ifadelerini kullandı.

“Faytonda sorunları vardı ama iyileştirilip denetimle devam ettirilebilirdi”

Ada At ve Biz Platformu üyesi Şahika Savran ise Adalar’ın sit alanı olduğunu, kanunlarla adada motorlu ulaşım aracının yasak olduğunu söyledi.

Yasaların adada fayton ve bisiklet kullanılmasına imkan verdiğini, buraya getirilen akülü 6 bine yakın araç nedeniyle kaosun yaşandığını dile getiren Savran, “Tek sorun faytonlar görüldü. 130 yıllık geçmişi olan faytonun tabii ki sorunları vardı ama hepsi iyileştirilebilirdi. İstenirse bir sistem kurularak denetim yapılabilirdi.” dedi.

Platformun diğer üyesi Sema Karabulut ise her atın canının çok önemli olduğunu vurguladı.

Karabulut, adada atlarla bir bahçede gibi yaşadıklarını belirterek, “Tekrar düzenlemeler yapılarak faytonlar geri gelebilir ve atlarımız yasal olarak çalıştırılabilir. Faytonsuz bir ada sokağı düşünemiyorum. Bu elektrikli araçlarla adanın hiçbir sokağının fotoğrafını çekmek istemiyorum. Bu araçları adaya yakıştıramıyorum.” diye konuştu.

Ada sakini Ayşe Kanık da faytonların kaldırılmasının aceleye getirildiğini savundu. Kanık, faytonların kaldırılmasında iyi niyet olabileceğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“Ama süreç bu şekilde ilerlememeliydi. Denetimle sorunlar halledilebilirdi. ‘Atları kurtarıyoruz’ diye faytonları kaldırdılar ama bu bir senede ölen at sayısı fayton sayısının katbekat daha fazlası. Faytonlar kaldırılınca güya atlar ölmeyecekti ama kaldırılınca 3-5 katı hayvan öldü. Bir seneyi geçti hala değil özgürleşmek, ahırlarında birer metre sicimlere bağlı olarak hareketsiz duran atlar var. Sosyal medyadaki videolarda görünen koşan, mutlu at görüntüleri, onlar haftada bir 2 saatlik mutluluk yaşıyorlar. Bir hafta bağlı kalıyorlar yarım ya da 1 saat dışarı salınıyorlar. Kalan atlar da özgür filan değil.”

Bazı atların sahiplerinden ayrılması nedeniyle öldüğü öne süren Kanık, İBB ahırlarına götürülen atlardan da hiçbir sağlık sorunu olmadığı halde 1 hafta veya 10 gün sonra ölenler olduğunu bildiklerini dile getirdi.

Kanık, “Veteriner de gelip baktığında ‘Hiçbir sorunu yok, sadece sıkıntıdan, psikolojik çöküşten olmuştur.’ diyorlardı. Hem adamızın kültürel sembolü gitti hem de yüzlerce atı da boşu boşuna kaybetmiş olduk.” ifadelerini kullandı.

Yapılan açıklamalar

İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden konuyla ilgili yapılan açıklamada, sahiplendirilmiş atların denetim ve kontrolünün il/ilçe tarım orman müdürlükleri yetkisinde olmadığı belirtilerek, “Bahse konu atlar İBB tarafından alınmış ve İBB uhdesine geçmiş atlardır. Adalar’daki atların sahiplendirilmesinde İBB ve sahiplenenler arasında ‘At Sahiplendirme Taahhütnamesi’ imzalanarak, iki taraf arasındaki sorumluluk ve taahhütler kayıt altına alınmıştır.” denilmişti.

İBB’den yapılan açıklamada ise “Sevkiyatın gerçekleşmesinden sonra atlarla ilgili tüm yasal yükümlülükler 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ve ilgili yönetmelikleri çerçevesinde atları sahiplenenler ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasındadır. At Sahiplendirme Taahhütnamesi’nde yer alan konular da atları sahiplenen kişi ve kurumlara, 5996 sayılı yasadaki tüm faaliyet, kontrol ve koordinasyonlarda yetkili Tarım ve Orman Bakanlığına karşı yükümlülüklerini hatırlatan maddelerden oluşmaktadır.” ifadelerine yer verilmişti.

Adalar'daki atların akıbeti tartışılmaya devam ediyor (1)
Adalar'daki atların akıbeti tartışılmaya devam ediyor (1)
Adalar'daki atların akıbeti tartışılmaya devam ediyor (1)
Adalar'daki atların akıbeti tartışılmaya devam ediyor (1)

Kaynak: Anadolu Ajansı / Gökhan Yılmaz

ataşehir escort ümraniye escort kadıköy escort bursa escort escort bursa kartal escort pendik escort
gaziantep escort
cialis escort konya gaziantep escort